Sayın Sabih Yalçınkaya,
26.6.2007 tarihli mailinizi aldım.
Kıymetli yavrum, çizdiğin tablo birden beni çocukluk günlerime götürdü. Ürperdim. Rahmetli babam, sigara müptelası idi. Bir yaştan sonra kritik dönem başlamıştı. Çok az nefes alıyordu. Uyurken yüreğim parçalanırdı. Sanki bir kuş ciğerlerine inmiş orada çırpınıyordu. Bir an geldi ki hayâti tehlike başgösterdi. Dört kere krize girdi. Çok zor kurtarıldı. Dördüncüde doktor “Bakın efendim, benim size yapacağım son iyilik. Eğer sigarayı bırakmayacak olursanız bir krize daha gireceksiniz, ve o zaman tıbben benim yapacağım hiçbir şey kalmayacak. Bir daha beni lütfen çağırmayın. Artık karar sizin” dedi ve gitti. Rahmetli babam yine bırakamadı. Ve aslan gibi adam acı içinde, ıstırap içinde kıvranarak Hakka göçtü. Size gelince sanırım bu acı hatıradan sonra söylenecek fazla bir şey kalmıyor.
Bana göre siz intihara doğru gidiyorsunuz. Biliyorsunuz İslam fıkhına göre intihar edenin cenaze namazı kılınmaz. Bunu göz önünde bulundurarak lütfen kesin kararınızı verin. Nihayet bunun ıstırabı üç gün. Üç gün canınızı dişinize takın. Her şeyi, ölümü bile göze alın ve bırakın. Bir daha sigara kokusu olan bir taksiye, bir dolmuşa dahi binemezsiniz. Tiksinir, iğrenirsiniz. Kesin kararınızı verdikten sonra lütfen bana bildirin. Ben, bu ilk üç gün sizin için gece gündüz dua edeceğim.
Söyleyeceklerim bu kadar. Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
En büyük düşman: Sigara Yazan Sabih Yalçınkaya
Cvp: En büyük düşman: Sigara Yazan Sabri Tandoğan