Sayın İlknur Hanım,
3.1.2008 tarihli mailinizi aldım.
Kıymetli yavrum, ölüm hepimiz için mukadder. Ve hiçbir zaman bir bitiş, bir yok oluş değil. Yeni bir hayatın başlangıcı. Bir hayat bitiyor, yeni bir hayat başlıyor. Olayı trajik bir hale getirmek bizlere yakışmaz. Yapılacak iş durumu sükunetle karşılamak, vazifelerimizi yerine getirmek ve Hakka göçen yakınımızın rahat ve huzur içinde kalması için bizim hayatımızı en güzel bir şekilde, İslama en yakın bir şekilde sürdürmemiz, manevi güzellikler içinde yaşamamamız. Biz ah-ü vah ettikçe, dövündükçe, çırpındıkça onlar rahatsız olurlar.
Gelelim öbür meseleye. Bir it oğlu it size numara yapmış. Elindeki yırtık parayı size vermiş. Siz de onu aptalca kabul etmişsiniz. Acaba niye böyle oldu, hiç düşündünüz mü? Benim rahmetli eşim de çalışıyordu, savcı idi. Evde herzaman yemek olmazdı. Hiç de sizin yaptığınız gibi yapmazdık. Kusura bakmayın telefona sarılıp ne idüğü belirsiz bir nesneyi hayatımızda bir kere bile getirtmedik. Onun ne mal olduğu getiren çocuğun itliğinden belli. Bir çay kaynatırdık, evdeki kahvaltılıkları çıkarırdık, güzel bir kahvaltı yapardık. Sonra gülerek birbirimize bakar iyi ki yemek yokmuş, bu kahvaltı yemekten daha güzel derdik. Mis gibi kızarmış ekmek, tuzu alınmış beyaz peynir, tuzu alınmış zeytin ve onun üzerine konulan zeytinyağı ve limon varsa haşlanmış bir yumurta, domates ve salatalık dilimleri ve varsa bir iki tane sivri biber. Aman Yarabbi bu kadar nefis, bu kadar harikulade bir sofra hazırlamak varken o ne idiğü belirsiz pizza isimli nesneyi getirtmek ne oluyor ki. Kuzum, siz ağzınızın tadını hiç bilmiyor musunuz? Neyse olan olmuş, bir enayilik yapmışsınız. Sakın ikinci bir enayilik yaparak o parayı yırtmayın. Hanginiz olursa o parayı Merkez Bankasına götürün değiştirin. Bana bu hareket size bir ihtar gibi geldi. Lütfen bundan sonra daha dikkatli olun. Oyuna gelmeyin, çevremiz ne idüğü belirsiz, rezil beyefendiler, kepaze hanımefendilerle dolu. Hepimiz dikkatli olalım. O şerefsizlerin oyununa gelmeyelim. Cevabım biraz esprili oldu. Sakın darılmayın, gücenmeyin. Bir sabah beraber öyle bir kahvaltı yapalım ki benim misafirim olun, tadı damağınızda kalsın. Kızarmış ekmeklerin harikulade lezzeti muhteşem bir şiir gibi hafızlarımızda yer etsin. Hele sonunda güzel bir bal veya güzel bir vişne reçeli veya tahin helvası da olursa üüüff. Kulakları çınlasın bir zamanlar çok sevdiğimiz bir aile dostlarımız vardı. Ertürk Beyle Emel Hanım. Onlar hemen her akşam yemek yemez, kahvaltı yaparlardı. Rahmetli Rana ile acaba derdik "Ankara’nın ağzının tadını en iyi bilen çifti onlar mı" diye düşünürdük.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Güzel bir kahvaltı; hayatın şiiri Yazan İlknur
Cvp: Güzel bir kahvaltı; hayatın şiiri Yazan Sabri Tandoğan