Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Cvp: Sonsuzluk Kervanı
Gönderen : Sabri Tandoğan
Tarih : 4/4/2008 7:58:35 AM


Sayın İlknur Hanım,


3.4.2008 tarihli mailinizi aldım.


Kıymetli yavrum şair Necip Fazıl’ın iki mısralık bazı şiirleri var. Nice yıllardır okumaya doyamıyorum. Okudukça daha büyük lezzet alıyorum.


 


“Anladım sanat yalnız Allah’ı aramakmış


Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış”


 


“Diyorlar bana kalsın şiir de söz de yerde


Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde”


 


“Otuz üç yıl saatim işlemiş, ben durmuşum


Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum”


 


“Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız


Ruhuma büyük temel çivisini çaktınız”


 


 


Sevgili yavrum, bizler bu dünyaya yiyelim içelim, gülelim, oynayalım, göbek atalım diye gelmedik. Bizler bir hakikatın arayıcılarıyız. Kendimizi arıyoruz. Aslımızı arıyoruz. Allah’ı arıyoruz.


 


“Nazarlar önünde perdesin Allah


Neden bir görünmez yerdesin Allah


Bu dem ta derinden gelirken sesin


Söyle, Sen nerdesin, nerdesin Allah”


 


Hayatta öyle yaşayalım ki her hareketimiz, her düşüncemiz her sözümüz bizi biraz daha Allah’a götürsün. Kimim, neyim, nerden geldim, nereye gidiyorum, nasıl bir hayat yaşamalıyım ki sonunda pişmanlık duymayım. Hayat nedir? Varoluş nedir? Bizim ömrümüz bu sorulara cevap bulmak, o cevabı en güzel şekilde vermek ve Yunus Emre gibi


 


“Ballar balını buldum


Kovanım yağma olsun”


 


diyebilmekle geçmeli. Ve Ömer Hayyam gibi


 


“Sevginle gireceğim toprağa


Sevginle çıkacağım topraktan”


 


diyebilmek ne güzeldir.


 


Hayatta tesadüf diye, “rastlantı” diye birşey yok. Bütün olaylar birbiriyle ilintili. Profesör Eva Hanım diyor ki:


 


“Bir çay bardağına konulan bir şekeri karıştırıren çıkan ses aynı anda uzayın bütün zerrelerinde duyulur”. O kadar dikkatli, o kadar hassas yaşamalıyız ki hayatımız bir renk, bir şiir, bir dua gibi olmalı. Onun için bizim ne dedikoduya ayırcak zamanımız var, ne de insanlarla münakaşa edecek imkanımız... Olanca gücümüzle kendi kendimizle dost olmaya çalışmalıyız. Kendiyle barışık olmayan, başkalarıyla da olamaz. Hayat o kadar hassas teraziler üzerinde ki bazan otuz yıl evvel kırdığımız bir kalbin faturası otuz yıl sonra karşımıza çıkıyor. Hedefimiz hep ileriye, hep daha iiye, daha güzele olmalı. Peygamberimiz “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır” buyuruyor. Ne yaparsak yapalım, kiminle konuşursak konuşalım amacımız hep iyiyi, doğruyu, güzeli bulmak olmalı. Bizim küskünlüklere, kırgınlıklara, dargınlıklara ayıracak vaktimiz yok. Biz, tek istisna olmadan insanıyla, hayvanıyla, bitkisiyle, eşyasıyla, cemadatıyla bütün kainatı Muhammedi bir aşkla kucaklayacağız. Falanca bizi sevmemiş, filanca beğenmemiş, filanca bizimle arkadaş olmak istemiyormuş, bize ne bunlardan? Seven de sağolsun, sevmeyen de. Çünkü bu takıntılar insanın ilerlemesine engel olur.


Değerli yavrum, başkaları şunu yapar, bunu yapar, şunu söyler, bunu söyler, bize ne bunlardan? Başkalarının tuttuğu takım şampiyon olsun deyip geçeceğiz. Hepsi o kadar. Yunus


 


“Beni bende demen, bu ben değilim


Bir ben vardır bende benden içeri


Süleyman kuş dilin bilir demişler


Süleyman var, Süleymandan içeri”


 


Bizler hakikat yolunun yolcularıyız. Amacımız gecemizi gündüzümüze katıp sonsuzluk kervanına dahil olmak.


 


“Sonsuzluk kervanı, peşinizde ben


Üç ayakla seken topal köpeğim


Bastığınız yerleri taş taş öpeyim


Bir kırıntı yeter kereminizden


Sonsuzluk kervanı, peşinizde ben


 


Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller”


Ufuk önlerinde bayrak kulesi


Bu gidenler altun kol silsilesi


Ölçüden, ahenkten daha güzeller


Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller”


 


Sonsuzluk kervanı istemem azat


Köleniz olmakmış gerçek hürriyet


Ölmezi bulmaksa biricik niyet


Bastığınız yerde ebedi hasat


Sonsuzluk kervanı, istemem azat”


 


 


Sevgili yavrum, önemli olan o kervana katılabilmek. Bu olağanüstü bir güç, çalışma, gayret istiyor. Bir toplantıda rahmetli Hasan Burkay Hazretlerine soruyorlar: “Efendim” diyorlar, “veli kime derler?” Hazret cevap veriyor: “Baktığı her zerreden en az elli beş mana çıkarabilen insan”. İşte yavrum, hayatımız o zaman bir anlam, bir güzellik, bir ihtişam kazanıyor. Ve diyoruz ki


 


“Seviyoruz, seviliyoruz, güzelliğimiz bu yüzden”


 


Bütün ömrünü bir sevgiyi yaşamakla geçirip, tertemiz, bembeyaz, melekler gibi Hakka göçenlere ne mutlu...


 


Selam, sevgi ve saygı ile.


Sabri Tandoğan


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

Sonsuzluk Kervanı Yazan İlknur
Cvp: Sonsuzluk Kervanı Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]