Sizden Gelenler

 

subHeader_l

Konu : Cvp: Hep ışığa koşacağız
Gönderen : Sabri Tandoğan
Tarih : 4/7/2008 10:37:52 AM


Sayın Hatice Hanım,


6.4.2008 tarihli mailinizi aldım.


Sevgili kızım, hepimiz bu dünyaya bir imtihan için gönderildik. Bazı kimseler hayatı yeme, içme, giyim, kuşam, sefa, eğlence olarak görebilirler. Bu onların görüşü. Ama biz imtihan edile, edile adam olma yolunda ilerlemek için gönderildiğimize inanıyoruz. Bu iş de yalnız kitaplar okumakla, fakülteler bitirmekle olmuyor. Ziya Paşa, “Altından semer koysan, eşek yine eşektir” derdi. Yalnız rehbersiz, pusulasız bu iş olmuyor. En zayıf, en fakir bir takımın bile kendine göre antrenörü var. Siz, Himalaya’ya çıkmak istiyorsunuz. Rehbersiz yola çıkarsanız geriye zor dönersiniz. Bu her konuda böyle. Onun için dikkatli olmak gerekir. Bütün hayat bir kitap. Kitapçıdan kitap alıp okumak kolay. Ama asıl iş hayat kitabını okuyabilmekte. Çevremize bakıyoruz nice insan parasıyla, puluyla, mevki, makam, rütbesiyle, şanıyla, şöhretiyle kendi kendini rezil ediyor. İleriye doğru değil geriye doğru gidiyor. Oysa Peygamberimiz “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır” diyor. Yapacağımız iş hergün, her saat, hatta her dakika daha iyiye, daha güzele, daha ileriye doğru yürümek. Ve sevmek. Kimi? Bütün kainatı, bütün varlığı insanıyla, hayvanıyla, bitkisiyle, eşyasıyla Muhammedi bir aşkla kucaklamak. Bunun birinci şartı iç dünyamızı arıtmak, temizlemek, güzelleştirmek. Siz bir ersim sergisine gidiyorsunuz. O sergideki güzellikleri algılayabilmek, özümleyebilmek için önce gözlüğümüzü temizleriz. Biz de bu kainat kitabını okuyabilmek, her an yeniden varolan sonsuz güzellikleri algılayabilmek için önce iç dünyamızı temizlememiz gerekir. İlk yapacağımız iş mana alemimizi kinlerden, nefretlerden, intikam duygularından temizlemek olmalı. Öyle çaba harcayalım ki iç dünyamızda en ufak bir negatif duygu kalmasın. Diyeceksiniz ki ben filancadan kötülük gördüm. Benim dostluğuma ihanet etti. Aleyhimde konuştu. Dedikodumu yaptı. Bana hep düşmanca duygular besledi. Ben onu nasıl affedebilirim? Ondan sadece nefret ediyorum. Tamam, kabul. Bütün insanlığın, bütün kainatın rehberi kim? Resulullah Efendimiz. Peki O gördüğü hainlikler, kabalıklar, düşmanlıklar karşısında nasıl davrandı? Hep affetti. Amcası yiğitler yiğidi, güzeller güzeli Hz. Hamza’yı öldüren Vahşi’yi bile affetti. Peki biz ne oluyoruz? İçimizi negatif duygularla kinle, nefretle doldurmuşuz. Kazancımız ne oluyor. Sadece manevi tekamülümüzü durdurmuş oluyoruz. Gelin önce bir içimizi temizleyelim. Biz üzen, kıran, gücendiren, ağlatan, uykusuz bırakan ne kadar insan varsa hepsi için bir genel af çıkaralım. Onları bağışlayalım. Affedelim. Diyeceksiniz ki buna gücüm yetmez. Falanca kimselerden öyle nefret ediyorum ki. O zamanyapılacak iş basit. O nefret ettiğimiz kimseler için hayır dua edeceksiniz. Mütemadiyen. Allah’ım diyeceksiniz ben onları affettim. Bağışladım. Hakkımı helal ettim. Sen de et Yarabbi. Allah’ım, o beni kıran, üzen, ağlatan kimselerin iki dünyasını cennet et. Onlar Allah yolunda yürümekte birbirleriyle yarış etsinler. Çocuklarının mürüvvetini görsünler... Bir şiir vardı


 


“Padişah konmaz saraya,


Hane ma’mur olmadan”


 


diye. Biz de önce iç alemimizi temizleyelim ki güzelliklerle dolsun, iyiliklerle dolsun. Mana yolculuğuna sıfır kilometreden çıkalım. Biliyorsunuz sütü kirli kaba koyup pişirmek isterseniz süt kesiliverir. İnsan da öyle. Çöplüğün üstüne ev yapılmaz. Muhakkak temel atmak gerekir. Bizim temelimiz de sevgi, saygı, edep, incelik, zarafet, çalışmak ve hizmet etmek olacak. Peygambere soruyorlar “Allah’ı en çok memnun eden ibadet nedir? diye. Peygamberimiz cevap veriyor, “İnsanları sevmek ve onlara hizmet etmek” buyuruyor. Mümkün olduğu kadar iyi insanlarla, güzel insanlarla beraber olalım. Güzel şeyler düşünüp, güzel şeyler okuyalım. Kafamızda, kalbimizde hep pozitif şeyler olsun. Ya hayır söyleyelim, yahut susalım. Karanlığa doğru değil, ışığa doğru gidelim. Çünkü bizler bu dünyaya adam olmaya geldik, yontulmaya geldik, iyiye, güzele, temiz, asil ve yüce olana kavuşmaya geldik. Çok dikkatli olalım. Değil günlerimizi, saatlerimizi, dakikalarımızı bile değerlendirelim.


Sevgili yavrum, imdilik söyleyeceklerim bu kadar. Sana ve ailene selam, sevgi ve saygılarımı sunuyor, yeni maillerini bekliyorum.


Sabri Tandoğan


Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :

Hep ışığa koşacağız Yazan Hatice
Cvp: Hep ışığa koşacağız Yazan Sabri Tandoğan

...::Bu yazıyı arkadaşına gönder::...

Geri Dön

 

[Ana Sayfa] [Sabri Tandoğan] [Kitapları] [Yazıları] [Röportajları] [Resim Albümü] [Sizden Gelenler] [Dosya Arşivi] [Arama] [İletişim]